-/> Günlük hadis-i Şeriflerlerimiz

Sayfa: 1 ... 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 [25]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Günlük hadis-i Şeriflerlerimiz  (Okunma Sayısı 26675 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yıldız üye
*
Genc İslam Puanı: +0/-0
Mesaj Sayısı: 59
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #360 : 20 Şubat 2010, 21:24:08 »



Kayıtlı

Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +54/-0
Mesaj Sayısı: 4.014
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #361 : 27 Şubat 2010, 12:10:59 »

Geldiğin yere dön !

 

Ebu Zerr (r.a) buyuruyor ki :
 
 Güneş batarken Resulullah (sav) ile birlikte mescidde idim. Bana: “Ey Ebu Zerr, biliyor musun bu Güneş nereye gidiyor?” diye sordu. Ben: “Allah ve Resulü daha iyi bilirler!” dedim. “Arşın altına secde yapmaya gider, bu maksadla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip, izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: “Geldiğin yere dön!” denir. Böylece battığı yerden doğar. Bu durumu Cenab-ı Hakk’ın şu sözü haber vermektedir. (Mealen): “Güneş, duracağı zamana doğru yürüyüp gitmektedir. Bu aziz ve alim olan Allah’ın takdiridir” (Yasin 38).
 
Kayıtlı

Yeni Üye
*
Genc İslam Puanı: +0/-0
Mesaj Sayısı: 19
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #362 : 03 Mart 2010, 01:01:04 »

Alemlerin efendisi olan sevgili Peygamberimiz, İsrafil aleyhisselam ile birlikte Cebrail aleyhisselamın yanına geldiler. Allahü teâlânın emrini yerine getirmek için Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimizi Cennet'e götürdü.

Melekler, ellerinde nur dolu tabaklarla bekliyorlardı. Cebrail aleyhisselam;

"Ya Resulallah! Bunlar, Âdem aleyhisselamdan seksen bin yıl önce yaratıldı. Bu makamda, tabaktakileri sana ve ümmetine saçmak için sabırsızlanırlar. Kıyamet günü Hazretin ve ümmetin, Allahü teâlânın emriyle Cennet'in eşiğine ayak basınca, bu melekler tabaklardaki cevahiri üzerinize saçacaklardır" dedi.

Cennet'te vazifeli olan Rıdvan ismindeki melek, onları karşıladı. Peygamber efendimize müjdeler verdi ve; "Hak teâlâ, ikisini senin ümmetine, birini de diğer ümmetlere vermek için Cennet'i üç kısım etti" dedi ve Cennet'in her tarafını gezdirdi.

Habib-i ekrem efendimiz buyurdular ki:

"Cennet ortasında bir ırmak gördüm. Arş'ın yukarısında akar. Bir yerden su, süt ve bal çıkar. Asla birbirine karışmaz. O ırmağın kenarı zebercedden idi. İçindeki taşlar cevahir, balçığı anber, otları za'feran idi. Etrafına gümüş bardaklar koymuşlar, sayıları gökteki yıldızlardan ziyade idi. Çevresinde kuşlar olup, boyunları deve boynu gibi idi. Her kim onların etinden yese ve o ırmaktan içse, Hak teâlânın rızasına mazhar olur.

Cebrail'e; "Bu ırmak nedir?" diye sordum. "Kevser'dir. Hak teâlâ, onu sana vermiştir. Sekiz Cennette olan bostanlara bu Kevserden akar" dedi.

Irmağın kenarında çadırlar gördüm. Cümlesi inci ve yakuttan idi. O çadırlarda huriler gördüm. Yüzleri güneş gibi parlar idi. Derlerdi ki:

"Biz sevinçli ve neş'eliyiz. Bize hiç üzüntü gelmez. Biz gençleriz, hiç yaşlanmayız. Biz iyi huyluyuz, hiç kızmayız. Biz hep böyleyiz, hiç ölmeyiz."

Saadet köşklerine ve ağaçlarına erişip, onların nağme ve sedaları her yeri kaplar. Öyle hoş sesleri vardı ki, o nağmeler dünyaya gelseydi, ölüm ve mihnet dünyada olmazdı.

Cebrail "Bunların yüzlerini görmek ister misin?" dedi. "İsterim" dedim.

Bir çadırın kapısını açtı. Baktım. Öyle güzel suretler gördüm ki, eğer bütün ömrümce onların güzelliğini anlatsam, bitiremem. Yüzleri sütten beyaz, yanakları yakuttan kırmızı ve güneşten parlaktı. Derileri ipekten yumuşak ve ay gibi ışıklı, kokuları miskten daha güzeldi.

Saçları gayet siyah, kimi örülmüş, kimi toplanmış, kimi salıverilmiş, otursa, etrafında çadır gibi olur, kalksa, ayağına kadar uzanırdı. Her birinin önünde bir hizmetçi dururdu.

Peygamber efendimiz buyurdu ki:

"Sekiz Cennet'in bağ ve bostanını ve türlü nimetlerini gördüm. Cehennem'i ve derecelerini de görsem diye hatırıma geldi."

Cebrail elimi tutup, Cehennem'in en büyük meleği Malik'e götürdü:

"Ey Malik! Muhammed aleyhisselam, asilerin Cehennem'deki yerlerini görmek ister O'na Cehennem'i göster" dedi

Malik, Cehennem'in tabakalarını açtı. Yedi tabakanın hepsini gördüm.

Efendimiz, Cehennemdekilerin halini görünce çok üzüldü. Merhametinden çok ağladı. Bütün melekler de ağlaştılar.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kayıtlı
Yeni Üye
*
Genc İslam Puanı: +0/-0
Mesaj Sayısı: 19
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #363 : 03 Mart 2010, 01:09:07 »

Peygamber Efendimizin Miraç Gecesi Gördükleri


Ebu Sa'îd-i Hüdrî'nin bir rivayetinde şu detaylı açıklama vardır:

"Sonra Mirac getirildi -ki insanların ruhu onda göğe yükselir. Baktım ki, gördüğüm şeylerin en güzeli; görmez misin ölmek üzere olan kimse, ona nasıl gözünü diker? Bunun üzerine dünya göğü kapısına kadar yükseltildik. Cebrail kapının açılmasını istedi. "O kimdir?" denildi.


"Cibril" dedi.



"Yanındaki kim?" denildi.



"Muhammed" dedi.



"Öyle mi?



O Peygamber olarak gönderildi mi?" denildi.



O, "evet" dedi.


Hemen kapıyı açtılar ve beni selamladılar. Bir de ne bakayım görevli bir melek gördüm ki göğü koruyor ve ona İsmail deniliyor, emrinde yetmişbin melek ve her birinin emrinde yüzbin melek var.

"Burada Resulullah (s.a.v) şu âyeti okudu:


"Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin:




"Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi'nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür."

(Müddessir, 74/31)






ve buyurdu ki:

Derken bir adam ile beraberim ki, şekli Allah'ın yarattığı günkü gibi, ondan hiçbir şey değişmemiş, kendisine soyundan olan insanların ruhu arzediliyor: "Mümin ruhu, hoş ruh, hoş kokuludur. Bunun kitabını (iyilerin defterin)de kılın" diyor. "Kâfir ruhu ise; kötü ruh, kötü kokuludur. Bunun kitabını (kötülerin defterin) de kılın" diyor.

"Ey Cibril! bu kim?" dedim.

"Baban Âdem" dedi. Ve o, bana selam verdi, gönlümü aldı, hayır ile dua etti

"Hoş geldin salih peygamber ve salih evlad" dedi.

Sonra baktım bir toplum gördüm ki, dudakları deve dudağı gibiydi. Onlara bir takım memurlar görevlendirilmişti, dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateşten bir taş koyuyorlar, bu taşlar makadlarından çıkıyordu.

Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim.

O: "Yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir" dedi.

Sonra baktım bir toplum vardı ki, derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor. Ve yediğiniz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en iğrenç bir şey oluyor.
"Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim.

"Bunlar o koğucular, fitnecilerdir ki, insanların etlerini yerler ve sövmek ile ırz ve namuslarına saldırırlar." dedi. "

Sonra baktım bir toplum var ki, önlerine bir sofra kurulmuş, üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzellerinden kebaplar var, etraflarında da leşler var. Onlar, o güzel etleri bırakıp bu leşlerden yemeğe başladılar.

"Bunlar kim? Ey Cebrail!" dedim.

O:

"Bunlar zinakarlar" dedi. "Allah'ın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığını yerler."

Sonra baktım bir toplum var ki, karınları evler gibidir. Bunlar Firavun ailesinin yolu üzerinde bulunuyor. Firavun ailesi sabah ve akşam ateşe atılırken bunlara uğruyor, uğradı mı bunlar bir fırlıyorlar, fırlayınca her biri karnının ağır basması ile düşüyor ve bunun üzerine Firavun ailesi bunları ayaklarıyla çiğniyorlar.

"Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim...

Dedi ki:

"Bunlar, karınlarında faiz yiyenlerdir. "onların misali kendisini şeytan çarpmış olan kimse gibidir".



Sonra birtakım kadınlar memelerinden asılmış ve birtakım kadınlar, baş aşağı ayaklarından asılmış.

"Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim. O:

"Bunlar zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlardır" dedi.

Sonra ikinci göğe çıktık. Orada Yusuf ile buluştum. Ümmetinden kendine tabi olanlar da etrafında idi. Yüzü, ayın ondördündeki dolunay gibiydi. Bana selam verdi, hoş geldin dedi.

Sonra üçüncü göğe geçtik. Orada iki teyzeoğlu; Yahya ve İsa ile buluştum. Giyimleri ve saç sakalları birbirine benziyordu. Bana selam verdiler. Hoş geldin dediler.

Sonra dördüncü göğe geçtik. İdris ile buluştum. Bana selam verdi, hoşgeldin dedi.Nitekim yüce Allah:



"Biz onu yüce bir yere yükselttik" (Meryem, 19/57) buyurmuştur.



Sonra beşinci göğe geçtik. Orada milletine sevdirilmiş olan Harun ile buluştum. Etrafında ümmetinden birçok tabileri vardı, uzun sakallı idi. Sakalı hemen hemen göbeğine değecekti. Beni selamladı, hoşgeldin dedi.


Sonra altıncı göğe çıktık, Orada Musa b. İmran ile buluştum. Çok kıllı idi. Üzerinde iki gömlek olsaydı kılları onlardan çıkardı. Musa dedi ki:

"İnsanlar beni "Allah katında en şerefli olan yaratık" diye iddia ederler. Bu ise Allah katında benden yalnız daha şerefli olsaydı aldırış etmezdim. Fakat her peygamber ümmetinden kendine uyanlarla beraberdir. "


Sonra yedinci göğe geçtik. Ben, orada İbrahim ile buluştum. Sırtını Beyt-i Ma'mur'a dayamıştı. Beni selamladı.


"Salih Peygamber ve Salih evlad hoş geldin" dedi. Bunun üzerine bana denildi ki:


"İşte senin yerin ve ümmetinin yeri."



Sonra Resulullah,






"Gerçekten İbrahim'e insanların en yakını, zamanında ona tabi olanlarla şu Peygamber (Hz. Muhammed) ve ona iman edenlerdir. Allah müminlerin yardımcısıdır."


(Al-i İmran, 68) âyetini tilavet etti ve buyurdu ki:

"Sonra Beyt-i Ma'mur'a girdim, içinde namaz kıldım. Ona her gün yetmişbin melek girer, Kıyamete kadar geri de dönmezler. Sonra baktım bir ağaç var ki bir yaprağı bu ümmeti bürür. Bunun kökünde bir kaynak akıyor, iki kola ayrılıyordu.

"Ey Cibril! Bu nedir?" dedim. O:

"Şu rahmet nehri, şu da Allah'ın sana verdiği Kevser'dir" dedi. Bunun üzerine rahmet nehrinde yıkandım, geçmiş ve gelecek günahlarım bağışlandı. Sonra Kevser'in akış istikametini tuttum ve nihayet cennete girdim. Bir de ne bakayım orada hiçbir gözün görmediği, kulağın işitmediği, insan kalbine gelmeyen şeyler var.
Kayıtlı
Forum Editörü
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +0/-0
Mesaj Sayısı: 341
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #364 : 03 Mart 2010, 09:41:47 »

sila arkadasım Allah razı olsun  süper bi paylaşım olmuş.Beni çok etkiledi.
Rabbim bizlere merhamet etsin insallah.
Kayıtlı
Forum Editörü
yıldız üye
*
Genc İslam Puanı: +1/-0
Mesaj Sayısı: 229
Çevrimdışı Çevrimdışı
Ah edip ağlamadan..
« Yanıtla #365 : 12 Mart 2010, 01:31:03 »

Cennette bir dakika ru'yet-i cemal-i ilahi; bütün cennet lezaizine faiktir( müslim)

Allah cemalullah ile şerefyab eylesin
Kayıtlı

'perişaniyetini bilmemek kadar perişanlık yoktur'
Forum Editörü
yıldız üye
*
Genc İslam Puanı: +0/-0
Mesaj Sayısı: 206
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #366 : 17 Mart 2010, 18:31:00 »

"Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın." (Buhari, Edeb 12)
Kayıtlı
Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +42/-0
Mesaj Sayısı: 4.480
Çevrimiçi Çevrimiçi
Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem;(M.A.Ersoy)
« Yanıtla #367 : 18 Mart 2010, 21:13:55 »

Hz. Peygamber s.a.v´in eşi Aişe (r.ah.) şöyle haber verdi:Hz. Peygamber (a.s.), namaz (ın sonun) da: "Ey Allahım! Ben kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal´in fitnesinden sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnelerinden sana sığınırım. Ey Allahım! Ben günahtan ve borçlanmaktan sana sığınırım" diye dua ederdi. Biri kendisine: Ey Allah´ın Resulü! Borçtan ne de çok sığınıyorsun! dedi. Bunun üzerine: "İnsan borçlandığı vakit söz söyler de yalan uydurur, söz verir de sözünde durmaz" buyurdu.
Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 925
Kayıtlı

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!..

N.F. Kısakürek


"Îmân nedir? diye aklıma sordum.
   Kalbimin kulağına eğilip:
   "Îmân edebden ibarettir..." diye fısıldadı.."
   Hazret-i Mevlânâ
Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +42/-0
Mesaj Sayısı: 4.480
Çevrimiçi Çevrimiçi
Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem;(M.A.Ersoy)
« Yanıtla #368 : 11 Nisan 2010, 21:49:52 »

"İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez."

Müslim, Fezâil, nr.2319; Müsned III, 40; Sahih-i Buhari VIII, 165; Sünen (Tirmizi) IV, 323
Kayıtlı

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!..

N.F. Kısakürek


"Îmân nedir? diye aklıma sordum.
   Kalbimin kulağına eğilip:
   "Îmân edebden ibarettir..." diye fısıldadı.."
   Hazret-i Mevlânâ
Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +42/-0
Mesaj Sayısı: 4.480
Çevrimiçi Çevrimiçi
Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem;(M.A.Ersoy)
« Yanıtla #369 : 07 Haziran 2010, 20:19:45 »

"Sana günah olarak, husumeti devam ettirmen yeterlidir (çünkü bu, gıybete kapı açar)." (Tirmizî, Birr 58)
Kayıtlı

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!..

N.F. Kısakürek


"Îmân nedir? diye aklıma sordum.
   Kalbimin kulağına eğilip:
   "Îmân edebden ibarettir..." diye fısıldadı.."
   Hazret-i Mevlânâ
Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +42/-0
Mesaj Sayısı: 4.480
Çevrimiçi Çevrimiçi
Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem;(M.A.Ersoy)
« Yanıtla #370 : 04 Temmuz 2010, 22:01:21 »

"Üç şey vardır, bunlar kimde bulunursa, Allah onun üzerine himayesini açar ve onu cennete koyar: "Zayıflara rıfk, anne-babaya şefkat, kölelere ihsan." (Tirmizî, Kıyamet 49)
Kayıtlı

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!..

N.F. Kısakürek


"Îmân nedir? diye aklıma sordum.
   Kalbimin kulağına eğilip:
   "Îmân edebden ibarettir..." diye fısıldadı.."
   Hazret-i Mevlânâ
Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +42/-0
Mesaj Sayısı: 4.480
Çevrimiçi Çevrimiçi
Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem;(M.A.Ersoy)
« Yanıtla #371 : 07 Temmuz 2010, 21:54:07 »

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hizmetkârı olan Ebû Hamza Enes İbni Mâlik el-Ensârî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, İki cihan saadetinin vesilesi Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:

“Issız bir çölde yolculuk yaparken devesi kaçıp kendisi ortada kalmış ve sonra ummadığı bir anda devesini karşısında buluvermiş birinin sevincini düşünün.. İşte kulunun tevbe etmesi karşısında Yüce Allah’ın (kendi şânına uygun) memnuniyet ve hoşnutluğu, diğeriyle kıyaslanmayacak derecede fazladır.”

(Buhârî, Daavât 4; Müslim, Tevbe 1, 7, 8)
Kayıtlı

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!..

N.F. Kısakürek


"Îmân nedir? diye aklıma sordum.
   Kalbimin kulağına eğilip:
   "Îmân edebden ibarettir..." diye fısıldadı.."
   Hazret-i Mevlânâ
Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +42/-0
Mesaj Sayısı: 4.480
Çevrimiçi Çevrimiçi
Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem;(M.A.Ersoy)
« Yanıtla #372 : 11 Temmuz 2010, 20:54:19 »

Kayıtlı

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!..

N.F. Kısakürek


"Îmân nedir? diye aklıma sordum.
   Kalbimin kulağına eğilip:
   "Îmân edebden ibarettir..." diye fısıldadı.."
   Hazret-i Mevlânâ
Yönetici
süper üye
*
Genc İslam Puanı: +42/-0
Mesaj Sayısı: 4.480
Çevrimiçi Çevrimiçi
Zulmü alkışlayamam,zalimi asla sevemem;(M.A.Ersoy)
« Yanıtla #373 : 11 Temmuz 2010, 21:45:50 »

"Sahabeden biri Allah Resûlüne gelerek: ? Ya Resûlallah!Kime iyilik ve ihsanda bulunayım? diye sordu. Allah Resûlü, (iyilik ve ihsanda bulunulması gerekenler listesini) şöylece sıraladı: Annene, Babana, Kız kardeşine, Erkek kardeşine, ve bunlardan sonra gelen, sende hakkı bulunan ve ziyareti vacip olan diğer yakınlarına... " - (Ebu Davud)
Kayıtlı

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!..

N.F. Kısakürek


"Îmân nedir? diye aklıma sordum.
   Kalbimin kulağına eğilip:
   "Îmân edebden ibarettir..." diye fısıldadı.."
   Hazret-i Mevlânâ
Sayfa: 1 ... 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 [25]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: